SESİMİZDEKİ KİMLİK

İnsan, her konuştuğunda gerçekte büyük bir mucizeye şahitlik etmektedir. Her istediğinde rahatlıkla konuşabilen bir insanın bunu gerçekleştirebilmesi, muazzam bir ekip çalışmasıyla mümkün olur. Dil, damak, ses telleri, dudak ve akciğerler gibi organlardan kurulu bu ekibin uyumu sonucunda ise her insana özgü farklı ses tonları meydana gelir. Aynı konuşma organlarına sahip olmalarına karşın, her insanın seslerinin farklı olması, kuşkusuz “bir örnek edinmeksizin yaratan” Rabbimiz'in şanındandır.

Konuşmak bir insanın diğer insanlarla iletişim kurmasını sağlayan en önemli araçtır. Çünkü, duyguları, düşünceleri ve istekleri ifade etmenin en kolay yolu konuşmaktır. Konuşmayı mümkün kılan konuşma yeteneği ise Allah’ın insanlara büyük bir lütfudur. Sesin çıkışı, harfler, harflerin anlamlı kelimeler ve cümleler oluşturması gibi aşamaların tümü başlı başına birer mucizedir. Dil, diş, damak ve dudak gibi organların yardımıyla ağzımızdan çıkan sesten kelime grupları halinde cümleler oluşmaktadır. Üstelik bu cümleler onları işiten kişi için de anlamlıdır. Böylece insanlar arasındaki iletişim sağlanmış olur.

Sesin oluşması ise şöyle gerçekleşir: Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ses, ilk olarak akciğerlerden nefes borusu ile yukarı doğru çıkan havanın, gırtlakta bulunan iki adet ses telini titreştirmesi sonucu oluşur. Ses telleri, konuşulmadığı zamanlarda 'V' şeklindedir ve her iki yana açıktır. Konuşma sırasında orta hatta bir araya gelirler ve 'II' şeklini alırlar. Bu teller, ince seslerin çıkartılması için daha çok gerilir ve titreşir. Kalın seslerde ise bunun tam tersi bir mekanizma çalışır. Ses; gırtlaktan çıktıktan sonra ise, dil kökü, dil, dişler, dudaklar gibi organlarımız ile son şeklini alır. Bu sırada geniz, burun boşluğu ve sinüslerde titreşerek kendimize ait ses karakteri ortaya çıkar. Her insanın bu organlarını kullanış şekli farklıdır. Bu nedenle de herkesin kendine ait bir ses tonu vardır. Bu sayede, görmesek de, çoğu zaman telefonu açar açmaz 'alo' deyişinden telefondaki kişiyi tanırız.

Bugüne kadar birbirinden farklı ses tonlarıyla yeryüzünde milyonlarca insan yaşamıştır ve yaşamaktadır. Yüce Allah dileseydi, tüm bu insanların kullandığı ortak bir ses tonu olabilirdi. Örneğin, Allah bütün kuzuların, kuşların ve aynı türdeki birçok canlının seslerini aynı yaratmıştır. Seslerinden onları ayırt etmek mümkün değildir. Allah insanları da bu şekilde yaratabilirdi. Bütün insanlar aynı sesle konuşabilir, her yerde aynı ses tonunu işitebilirlerdi. Kendi sesimiz, annemizin sesiyle, arkadaşlarımızın veya komşumuzun sesi ile aynı olabilirdi. Bunun yanında aynı ses tonuyla bütün insanların telefonla irtibat kurmaları pekçok açıdan riskli ve güç olurdu. Çünkü, herkes birbiri adına konuşma yapabilir, bu durumda insanları ayırt etmek mümkün olmazdı. Ayrıca birbirinden farklı güzellikteki insan sesleri olmayacağından; ya tek düze bir müzik anlayışına sahip olurduk ya da 'ses sanatçısı' diye bir kavram olmazdı.

Ancak alemlerin Rabbi olan Allah büyük bir nimet ve lütuf olarak insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak ve zevk alacakları şarkılar ve sohbetler oluşturmak için; onları benzersiz bir ses tonu ile yaratmıştır. Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

"Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)